Feeds:
Posts
Comments

Archive for October, 2012

Genede sıkıcı olarak tanımladığım çocukluğumu biraz da olsa sıra dışı ve bana göre eğlenceli kılan şeylerden biriydi Hindistan takıntım. :)

Her şey ablamın okulda izlediği ‘Lagaan – Bir Zamanlar Hindistan’ filmini eve getirmesiyle başladı. Sanırım 9 yaşındaydım.

 

Filmin fragmanı;

 

Filmdeki müziklere, danslara ve kıyafetlere hayran olduk. Ve sanırım bir süre sonra takıntıya dönüştü.

Zira, hâlâ elime biraz büyük bir kumaş parçası geçse anında onu bir ‘sari’ye dönüştürüyorum.  (Sari: geleneksek bir Hint kıyafeti) Sanırım alışkanlık?

 

Biz filmdeki dansları o kadar çok izledik ki farkında olmadan şarkıları ezberlemişiz -abimler bile! İlkokulda tahtaya çıkıp Hintçe şarkı söylediğimi başka bir yazımda yazmıştım zaten. :) İnsanlar hakkımda ne düşünmüştü merak ediyorum…

 

Filmin başrolünde Aamir Khan vardı. Şu an herkesin hayran olduğu Aamir Khan. :) Ben adamın bu kadar tanınacağını asla düşünmezdim! Dünya’da Aamir Khan’ı sadece ben ve ablam biliyormuşuz gibime geliyordu.

Filmde kriket oyunu geçiyor bir de. (Filmin üçte birinde kriket oyununu izliyoruz da denebilir aslında) Haliyle biz ona da sarmıştık. :) Bahçede kendi çapımızda kriket oynadığımızı hatırlıyorum. O yaşta Türkiye’de kriket oynamayı geçtim, kriketin ne olduğu bilen tek çocuk bizdik bence. :)

 

Filmde bir de İsmail vardı, onun yeri her zaman ayrıdır bizim için. :) Sanırım filmde Müslüman olan tek karakterdi. Aşağıdaki resimde sağdaki adam;

Adam gibi izlediğim ilk filmlerdendi ve Aamir Khan filmde kahraman bir köylüyü oynuyordu. Haliyle benim de çocukluk kahramanım Superman falan değil, Bhuvan(Aamir Khan) olmuştu. :)

 

Çocukken en büyük hayalim de Hindistan’a gitmekti. Ama hiçbir zaman gerçekten gideceğime inanmamıştım. Hindistan ulaşılamaz bir yerdir benim için. Hiçbir zaman gerçek bir sarim olamaz mesela. Kapalı çarşıda satılan Hint takıları da ulaşılamazdır.

Böyle şeyler sadece filmlerde olur kafasınday(d)ım.  Hindistan demek, hayali bir dünya demekti.

 

Ez-cümle: Filmi izleyin, tavsiye ederim!

 

Namaste,

-Saliha

Advertisements

Read Full Post »

WordPress ‘reader’ım! Bayram sebebiyle bir süre internetten uzak kalmıştım. Bugün döndük ve ilk yaptığım şey ben yokken kim ne yazmış ona bakmak oldu.

Bu blog işleri gerçekten acayip eğlenceleymiş. Kendini kaptırınca hele…

Sonra dedim ki, takip ettiğim blogları yazayım da, onlar da birbirilerini takip etsinler, falan filan…

Blogların en sevdiğim yazılarından birini paylaşacağım referans olarak. Ama siz benimkiyle yetinmeyin, toptan bir göz atın yazılara.

 

Başlıyorum :)

(Yazarken dinledim: Ane Brun – Rubber & Soul (feat. Teitur))

 

  • Ahvâlim Blogun içeriğini anlatmaya çalışırsam yorulacağımı hissettim. Siz kısaca sağ taraftaki kategoriler kısmına bir göz atın. :)

Faruk abinin tekrar tekrar okuyup da eğlendiğim yazılarından biri; Suriye Notları 

Unutmadan, yazarın bir de fotoğraf blogu var ki şahâne! Şiddetle tavsiye edilir.

 

  • All is well Bir Aamir Khan hayranı olarak, Hatice Kübra ablanın en en en sevdiğim yazısı: Tanhayee 

 

  • Çorbam Nâmı diğer, ‘Fikir Tasım’… Allah bu çorba sahibinin tefekküre ayırdığı vakti bereketlendirsin, Âmin. Sevdiğim yazılarından biri; Bayram geliyor mu? 

 

  • Dikenli Hikayeler Tüm yazılara baktım, favorilerimi anca 3 yazıya kadar indirebildim. Yazar arkadaş sonsuza kadar yazabilir, ben okurum.

Avenue des Freres Oughlis no.36

turşusu kurulası ayakkabılar

Hayali Gerçekler?

Bu arada, yazmaya bir süreliğine ara verdi ama sağı solu hiç belli olmaz, siz yine takipte olun. :)

 

  • Doctor Samurai Çok yeni bir takipçisi olduğu için fazla bilgi veremeyeceğim. Ama sanırım genelde film, kitap yorumları ve gezi yazıları üzerinden gidiyor. En sevdiğim yazısı: Dua İntoleransı 

 

 

  • Feylesof Karınca Bu da hevesini alıp yazmayı bırakan bloggerlardan mı diye düşünüyorum bazen. Ama ümitliyim, yeni yazı gelecek inşaAllah. :)

Yazarın bu yazısı pek ün yaptı twitterda, farklı bir bakış açısı tabi. Eşinizin Kim Olduğunu Bilmesenizde …

 

 

  • Hadican Hadican Kıbrıs’ta askerlik yapıyor. Yazılarında, çocuğun içindeki ‘stand up’çının câna geldiğini göreceksiniz. Zaten üç yazısı var henüz. Hepsini okuyun, acayip eğleneceksiniz.

 

  • Kirazzade Genellikle yemek tarifleri oluyor. İlginize. :) Bu da yazardan bize bir hatırlatma; Kendime not 

 

  • Melis Özgür Melis abla deyince aklıma ilk şu kelime geliyor: ‘anne’. Tanıdığım, bildiğim en muhteşem annelerden. MaşaAllah, barekAllah :) Kendisi de blogunda çoğunlukla annelik tecrübelerini yazıyor zaten. Eğlenceli bir yazısı: Pemmmmmbeee!!

 

  • Mine’nin Yeni Hayatı Tüm hanımlar Mine Hanım gibi olsa bence dünya daha güzel bir yer olabilirdi. Yazar gelinlik dikiyor, dekorasyonla ilgileniyor, ve en güzeli; çevreci! Bu blogu sevmemin başlıca sebebini yazar burada açıklıyor. Tavsiye edebileceğim bir başka yazısı: Gezmek için Biraz Cesaret 

Mine Hanım’ın bir de Gelin Butiği var…

 

  • R.Z.Hürdolaş RZK demek, Malcolm X, Yusuf İslam ve Filistin demek. Net.

WordPress’te yeni. Bir de bu aralar o da yazmaya ara verdi sanki… Neden Bunu Yaptım, Bilmem? 

 

 

  • Sadican Allah’ım neredeyse bütün yazılarına baktım ve hepsi birbirinden o kadar farklı ki tek bir genelleme bile yapamadım blogu anlatmak için. Alın siz inceleyin. :) İşleri Erteleme Üzerine

 

  • Sen Anladın Onu Yazarın özgün bir tarzı var, ama ben çok seviyorum! Hikâye yazar. Sevdiğim birkaç yazısı:

Efsane Soruya Cevap: Bu Kafa Sınav Kafası

Kadın

 

Bir de aforizmaları var tabi, yorum yapmayacağım. Sadece okuyun. :) Zenci Aforizmaları  ve Kuş Aforizmaları

 

 

 

Yazının ana fikri: Şu blog yazma ve takip etme olayı yaygınlaşsın artık yahu! Alın bir blog, twitterda fikirlerinizi birkaç cümleyle anlatmaya çalışana kadar… Neyse, tamam.

 

Selâmetle!

-Sâliha

 

Hâmiş: En az 3 saat uğraştım yazı için. Boşa giderse üzülürüm. Bilin yani. Bir de bugün tek bir soru bile çözmedim. Yuh bana.

Read Full Post »

Bu yıl üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Ama nasıl hazırlanmak! Öyle garip bir şey ki sınav dışında bir gündeminiz olmasına izin vermiyorlar. Eve misafir çağırmak yasak. Dil öğrenmek yasak. Gönüllü hayır işleri yasak. Son noktayı koyan ise; dershanedeki bir hoca öğrencilerin bu yıl aşık olmalarını yasakladı. Şaka yapmıyorum.

Demek istediğim, şu sınav döneminde kendine saygı duyabilen bir öğrenci varsa beri gelsin! 

**

Gelelim bayrama, dershaneden bir program verdiler, güne 750 soru düşüyor. Haliyle ben de bayram tatiline giderken kitapları bavula, kıyafetleri poşete koydum. 14 kitap. Birkaç gün için. İnsanlıktan ne derece çıkmam gerekecek bilmiyorum.

Kötü bir öğrenci ama iyi bir insan olmayı da deneyebilirim tabi bayramda. (Bu, sistemin pek hoşuna gitmeyecektir ama.)

**

Bir de, Allah rızası için teselli etmeye çalışmayın.

Birkaç ay dişinizi sıkacaksınız, sonra rahat edeceksiniz.

Tokevinaçkedisi‘nin deyimiyle; Yüzyılın Yalanı.

Allah aşkına böyle bir şey mümkün olabilir mi? Sanki üniversiteyi kazandıktan sonra hiçbir kaza bela beni bulmayacak, hiç strese girmeyeceğim, hiç yorulmayacağım, hep mutlu olacağım…

Aksine, yaş ilerledikçe dertlerin de büyüyeceğini düşünüyorum.

Bence bu durumun teselli edilebilecek bir yanı bile yok.

**

Sonuç olarak, :)

Siz bana bakmayın, mutlu mutlu bayram edin. Kavurma yiyin. Bol harçlık verin. Güzel giyinin. Eski dostlarınızı arayın, sorun. Hastaları ziyaret edin. İnsanlara hediyeler alın. Şikayet etmeyin(yuh, diyene bak! diyesiniz gelmiştir, sanırım), çay için, sarma yiyin, gezin, he bir de namazlardan sonra tekbirleri unutmayın ;)

Çok mutlu ve huzurlu bayramlar!

Allah kurbanlarınızı kabul etsin bu arada. Amin. :)

 

Vesselâm

-Saliha

Read Full Post »