Feeds:
Posts
Comments

Posts Tagged ‘Allah korkusu’

Esselam aleykum verahmetullah!

Aşka ve tasavvufa dair olan 3. bölümden bir önceki yazıda bahsetmiştim.
Şimdi de kitabın girişinden ve 1. bölümden alıntılar, notlarım ve yorumlarım var.

Birlik Denizinde

Akıl kuşu ne kadar yüksek uçarsa uçsun O’nun doğruluğuna eremez. O’nun mahiyetinin derinliğinde binlerce akıl gemisi paramparça olmuş, bir parçası kıyıya çıkamamıştır.

Akıl 0 – 1 Gönül? Pek de hoşuma giden bir durum olmasa da böyle sanırım. Gazali’nin sezgiciliğini hatırlatıyor.

**

Her vadide at sürülmez. Bir an gelir, kılıcı kalkanı atıp kaçmak gerekir.

Gerektiğinde kaçabilmek nasib olsun, âmin.

**

O’nun aşkıyla kendinden geçmek istiyorsan bunu mutlaka yapmalısın. Bu sarhoşlukla yola çıkarsan, cennetteki yerini ararsın, ruhlar meclisindeki günlerini özlersin, yolun o yere uğradığında sevgiyle dolar, muhabbet kanatlarıyla uçarsın. Bu, gerçeği çıplak gözle görebildiğin bir makamdır. Hayal perdeleri parçalanır, Allah ile aranda sadece Celal perdesi kalır, akıl bineği buradan öteye geçemez. ‘Hayret’ dizgini, ‘dur’ der.

En sevdiklerimden…

**

Birlik denizinde ancak bir mürşidin, bir yol göstericinin ardından giden yolunu yitirmemiştir.

Başka bir alıntıyı not düşmüşüm kitapta bu kısma: ‘Kimin edineceği bir hocası, bağlı olduğu bir ilim adamı yoksa, onun imamı şeytandır. Bâyezid-î Bistâmî Hazretleri’
Halk dilinde ‘Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.’ denilen durum yani.

Kitabın Yazılma Nedeni

Şiraz’ın olgun insanlarının sevgisi Şam ve Rum illerinden gönlümü çevirdi. Şiraz’a dönmek istedim. Fakat bu güzel bahçelerden dönerken dostlarım elim boş gelmek istemedim. “Mısır’dan dönenler mısır şekeri getirirler, bense elim boş dönüyorum” diye düşünüyordum. Aklıma şöyle bir düşünce geldi: ‘Ben şekerden daha tatlı bir şey getireyim dostlarıma.’
Bu beni teselli etti.
Bu şeker dile tatlı gelen, bilinen şeker değil.
Bu anlam düşkünlerinin ve sırlara aşina olanların sözleridir.
Armağanımı bir saray gidi düşledim.
On kapısı vardı.

Birincisi: Adalet, seçim, tedbir, halkı korumak ve Allah’tan korkmakla ilgilidir.

Diyerek başlar ve on bölümün de konularını yazar Şeyh Sâdî…

Birinci Bölüm

Bir yaşlının ahı en güçlü kılıçtan daha yıkıcı ve tehlikelidir.

Bir işte güvendiğin kimse Allah’tan değil senden korkuyorsa onu emniyet etme.

Kimin neyden korktuğunu nasıl anlıyoruz acaba?

**

Kutsal kitabın izni olmaksınız su içmek doğru değildir. Fakat dinin izni olunca kan bile dökülebilir.

İlk okuduğum an vurulduğum cümle. ‘İdrak cümlesi.’ Tüm kitabın içinden yeri ayrı olan cümlelerden. Çok net, çok güzel.

**

Malı çalınan köylüden ne hakla vergi alınabilir?

Vaktin birinde, geceleyin Bağdat civarında halkın yüreğinden yükselen ‘âh’lar ateş yalımı olup şehrin yarısını yakmış.

Not düşmüşüm: ‘Vay!’ :)

**

Bu da her okuduğumda tebessüm vesilesi olan kıssa:

Çocuk ve Çiçek

Ben de bir zamanlar çocuktum.

Fakat Allah ötekilerden daha çok güç vermişti pazularıma. Güçlüydüm ve gücümle benden küçükleri hırpalardım. Onları döver, gönüllerini incitirdim.

Bir gün benden güçlü birinden dayak yedim.

O gün bugündür çocukları çiçekler gibi sadece sevip koklamak ve korumak gerektiğini düşünüyorum.

Aklı başında olan insan ne dünya işlerinden kazandığına sevinir, ne de yitirdiğine üzülürmüş.

Bu biraz düşündürüyor. Dünyalık bir kayıp olduğunda teselli ediyoruz üzülmeye değmez diye. Ama dünyalık bir kazançta sevinmek hakkı buluyoruz. Kaybına üzülmememiz gerektiğini bildiğimiz bir şeyi kazandığımızda sevinmek garip değil mi?

**

Bedbaht kimdir diye soracak olursanız, mutluluğunu, insanların mutsuzluğunda arayandır, derim.

Aklın sana dost ise bir işaret yeterlidir.

Ee, şimdi de akıl mı gönlün önüne geçti?

**

Sahip olduğun serveti yoksullara pay et.

Sadi de böyle yapıyor, altını olmadığı için söz incileri saçıyor.

:)

 

Vesselâm

Sâliha

 

Hâmiş: Buraya eklediğim cümleler her zaman katıldığım, onayladığım görüşler olmuyor. Bazen bu şekilde düşünen de varmış demek ki diyerek paylaşabiliyorum. Biline…

Read Full Post »

Bismillah.

asfa

Asfa’da geçirdiğim süre boyunca her hocadan ayrı ayrı çok şey öğrendim. Saymakla bitmeyecek şeyler… Bu yüzden Asfa başıma gelen en muhteşem şeylerden biri oldu.

Geçen senenin sonunda ise Ramazan hocayla 1 ay geçirdik. Ramazan hoca kimyacımızdı, tecrübeli bir kimyacı. Ondan bir ay içinde öğrendiğim 3 temel şey oldu:

1. Bir yerde bir eksiklik varsa, onu sen tamamla. Aslında sınıfta tahta silgisinin olmaması üzerine hocanın söylediği bir şeydi. Düşündüm, hak verdim. Masanın üzerindeki boş çay bardağını mutfağa götürmekten, eğitim sistemini değiştirmeye kadar her şey olabilir bu. Üzerinde düşünmek gerek, içselleştirmek gerek.

2. Yalnızca Allah’tan kork. Küçükken bu sözü duyduğumda aklıma gelen şu olurdu: ‘Ne yani, yılandan, aslandan da mı korkmayayım?’. Ramazan hoca olayın özünü biraz olsun kavramamı sağladı. Olay yılan değil, en azından benim için değil. Ramazan hocanın örneği anne babadan, hocalardan korkmaktı. Hiç bu açıdan düşünmemiştim. Ahirette beni hesaba annem, babam, müdürüm, patronum çekmeyecek, açık ve net. Ee, öyleyse?

 …Artık siz, insanlardan korkmayın; benden korkun… (Maide:44)

3. Her ne iş yaparsan yap, en iyi şekilde yap. Çalışma ahlakı üzerine konuştuğumuz bir dersti. Hangi mesleği seçersen seç, o meslekte ne kadar başarılı olduğun kadar, ne kadar ahlaklı olduğun da önemli. İnsanlar ismini duyar veya duymaz, takdir edilirsin veya edilmezsin; kimsenin hakkına girmeden, sorumluluklarını yerine getirerek, halis niyetle işini yapıyorsan, olay bitmiştir.

Yüce Allah, yaptığınız işi sağlam ve iyi yapmanızdan hoşnut olur. (Beyhaki, Şu’abu’l-İman, 4/334)

İş, ehil olmayana verildiği zaman kıyameti bekleyiniz. (Buhari, İlim, 2)

Ramazan hoca beni veya bu söylediklerini hatırlar mı bilmem ama, Allah ondan ve tüm hocalarımdan razı olsun, iki cihan saadeti versin, Âmin.

-Sâliha

Read Full Post »