Feeds:
Posts
Comments

Posts Tagged ‘feride’

‘Bakalım bu yazım da nihayetinde neşredilme şerefine erebilecek mi, yoksa diğerleri gibi ‘taslaklar’ arasında kaybolup gidecek mi? Bereket versin, birkaç aydır başlayıp da bitiremediğim yazıların haddi hesabı yok!’

Uyumadan önce son ve kalktıktan sonra ilk yaptığım şey Çalıkuşu okumak olunca, cümleler artık bu üslupta gelmeye başlıyor aklıma. Okulun kütüphanesinden oldukça eski bir baskısını buldum Çalıkuşu’nun. Eh, dünyanın en faydalı işi değil, kabul. Osmanlıca kelimelere ve kalıplara aşina olmaya yarıyor diye rahatlatıyordum kendimi. Bunun için ilk tercih Reşat Nuri mi olmalı bilmiyorum ama, Allah için, okumak çok keyifliydi!

Bilhassa Feride’nin düşüncelerini yazdığı kısımlar. Kütüphane kitabı olduğu için altını çizemedim tabi ama not ettiğim, fotoğrafını çektiğim birkaç bölüm vardı;

Erkeklerin en çok kısmı çok fena, çok zalim, bu muhakkak. Kadınların hepsi iyi, hepsi mazlum, bu da muhakkak. Fakat erkeklerin sade kalbile ve dimağile yaşıyan pek az, pek az bir kısmı var ki, onlardaki gönül temizliğini kadında bulmak mümkün değil.

Ah bu erkekler! Hepsinde ayni gurur, ayni kendini beğeniş. Bizim de bir kalbimiz olduğunu, bizim de <<mutlaka >> istiyecek bir şeyimiz olabileceğini bir türlü akıllarına getirmek istemiyorlar.

Nişanlısı tarafından aldatılmış bir kızdan başka şeyler duymayı bekleyemezsiniz.

Öteden beri kar, benim için yeni açılmış badem çiçeklerinden daha güzel bir şeydir. Bahçede bu beyaz, temiz, yumuşak şeylerin içinde yuvarlanmakta bulduğum neş’e ve zevki başka hiçbir bayramda bulamam. Sonra insan, için için nefret ettiği insanlara karşı ne tatlı intikam vesileleri bulur. Benim vaktile bir düşmanım vardı ki, kardan çok korkardı. Kalın fanilâ yakalar içine sakladığı nazik boynuna haberi olmadan kar doldurur, o soğuktan kızarmış dudaklarile titrer ve renkten renge girerken neş’eden çıldırırdım.

Ah şu çocuk gözlerindeki minnet! Dünyada bir parça iyilik edebilemekten daha güzel bir şey olmuyor.

Bir de ölümle ilgili bir bölüm var;

çalıkuşu

İlk kelime: Es-kiden

Hasılı, kitap keyifli. Ben şahsen içeride Çalıkuşu(dizi) açıkken odama çekilip kitabı okurken buldum kendimi. Ki tüm bu Çalıkuşu merakının başlangıcı da diziyi seyretmeye başlamamla olmuştu aslında. Ve birçok açıdan, diziyi izlemektense kitabın orijinalini okumak daha makul geliyor bana.

Mesela ilk defa bu kitaptan öğrendiğim bir kelime var; nekahet. TDK’dan alıntıladığım tanım:

nekahet
isim (neka:het) Arapça
1. Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu
“His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı.” – Y. K. Beyatlı
2. Durgunluk

Kelimeye ve belki kullanımına aşina olmak adına şuraya da göz atabilirsiniz sanırım.

Bir de, tematik müzik dinleme alışkanlığımın bir gereği olarak kitabı okurken meşhur Çalıkuşu müziğini dinledim, çok da güzel oldu. :)

Vesselam,

Saliha

Hâmiş: Bu uzun ve aslına bakarsanız üniversite hayatı sebebiyle biraz tatsız aradan sonra ilk yazımı yayınlamakla birlikle, bir laneti kaldırmış, bir büyü çözmüş gibi hissediyorum. :) Devamı khayırla gelir inşaAllah!

Hâmiş es-sanî: Bu yazıyı yayınladıktan sonra kitapla ilgili -daha önce aklımın ucundan geçmemiş- bir yorum okudum. Derler ki, Çalıkuşu romanı; erkeklerin kadınlaşmasını ve kadınların erkekleşmesini normalleştiren bir romandır. Eh, hakları olabilir. Bilhassa söz konusu Feride olduğunda.
Allah sonumuzu khayr eylesin. Amin.

Advertisements

Read Full Post »