Feeds:
Posts
Comments

Archive for September, 2012

Kitap okurken zekice bir şeylerle karşılaştığımda eğleniyorum.

Ve Murat Menteş beni ziyadesiyle eğlendiriyor. Dublörün Dilemması kitabından aldığım bu yazısı da öyle. Özellikle sonlara doğru. :)

 

“…

Benim durup dururken “Bu genç yaşta” şadırvanlara, mescitlere koşmam, aile içinde huzursuzluğa neden oldu. Sakal bırakmam hiç hoş karşılanmadı.

Başlangıçta ev halkına durumu açıklamamıştım. Bana neler olduğunu anlayamıyorlardı. Küçük halamın kocası Eşber Enişte’nin uzman görüşü doğrultusunda, uyuşturucu kullandığımdan şüphelendiler! … Ne de olsa belirtiler aynıydı!

Uyuşturucu kullanan bir gencin arkadaş çevresi değişir: Sık sık Erenköy’deki dergâha gidiyordum. Partilere uğramıyordum. Oysa eskiden şöyle bir görünürdüm…

Aile ilişkileri azalır, odasında yalnız kalmayı tercih eder: Ai­le toplantılarına katılmıyordum. Tatile de çıkmamıştım. Mi­safirlere hoşgeldiniz bile demez olmuştum.

Okul başarısı ve okula devamı azalır: Okula zaten pek git­mezdim. Bu yıl da başka bir fakülteye geçmiştim. Ne ola­caktı benim halim?

Daha fazla para harcadığı görülür: Bizimkiler bunu ölçe­cek durumda değillerdi. Bir-iki önemli yatırım yapmıştım tabii. Şeyhnâme’nin taş baskı bir nüshasını satınalmıştım. Sahîh-i Buharı, Elmalılı Hamdi Yazır’m tefsiri, Hayat-üs Sa­habe gibi bazı lüzumlu kitaplar edinmiştim.

Gün içinde bazen neşeli, sakin, bazen öfkeli, saldırgan dav­ranışlar sergilediği gözlenir: İnsanlık hali. Doğum günümü hatırlayıp sürpriz bir kutlama düzenlemişlerdi. Kadehler benim şerefime kaldırıldığında biraz köpürdüm. Mankenlik ajansından teklif alan kuzinimi, Porche’sini beğenime su­nan dayımı, Bodrum’da süper bir ‘beach club’ keşfettiğini söyleyen teyzemi… terslemiştim.

Gözleri kanlanır: Okumam gereken kitapların sayısında ciddi bir artış olmuştu.

Uyuşturucu kullanan genç bitkindir: Bitkin benim göbek adımdı. Dünyaya geldiğimde de bitkindim. Ailem yeni fark ediyordu.

Dalgındır: Ezberlemem gereken ayetler vardı.

Uyuklar: Yanılıyorlardı. Sadece çevremdeki görüntülerin bir kısmına bakmaktan vazgeçmiştim.

Uyumakta güçlük çeker: Sabah namazına kalkıyordum.

Konuşma zorlukları yaşar: Çenebaz biri değildim zaten. Soruları da cevaplamaz olmuştum, o ayrı…

Bir gün Eşber Enişte beni karşısına aldı: “İbrahim, son zamanlarda sen… çok değiştin.”

“Hangimiz değişmiyoruz ki enişte; hayat bu.”

Şu cümledeki polisiye tada bakın: “Fakat sen biraz, nasıl desem, aşırı uçlara kaçıyorsun İbrahim.”

…”

 

Murat Menteş d. 1974, İstanbul, Türk şair ve romancıdır. Bisiklet tamiriyle uğraştı.

2009’un Ağustos ayından bu yana Star gazetesinde röportajları yayınlanmaktadır. Samed Karagöz ile Klark adında kültür sanat programı yapmışlardır. 2009’da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Yazı hayatına afilifilintalar.com sitesinde ve Yeni Şafak gazetesinde devam etmektedir.

 

 

-Saliha

Advertisements

Read Full Post »

Çocukken haşlanmış mısırı tanelerine ayırır, üzerine süt döker, kaşık kaşık yerdik. Yuvarlak çelik kaselerde. Tuz ve karabiber koyardık bir de.

Ee tabi 4 kardeşin 4’ü de evdeydi o zamanlar. :) 4’ümüz de çocuktuk bir de. Küçüktük yani. Çocuk sayılabilirdik.

Ve bütün kardeşler beraber değilse, güzel şeyleri tek başımıza yemezdik. :) -Ben yemezdim en azından- Öyle ki, tek başıma dondurma yediğim zaman suçlu hissederdim kendimi. Abimler, ablam olmadan nasıl dondurma yerim?! Sonra kendime ‘Ben doğmadan önce onların yediği dondurmalara sayarım’ deyip, vicdanımı rahatlatmaya çalışırdım. :)

Mısır da öyleydi. Herkes evde olmadığı sürece yenmezdi. :)

**

Sütlü mısırdan yaptım şimdi yine. Evde tekim ama. Kardeş olarak yani.

O kadar da güzel değilmiş ki tadı.

Ya mısırlar değişti, ya da tek başına tadı çıkmıyor.

 

-Saliha

‘To Kill A Mocking Bird’ filminden sevdiğim bir sahne. Scout ve Jem kardeşler.

Read Full Post »