Feeds:
Posts
Comments

Archive for February, 2013

Birkaç gün önce, Akra fm‘de rast geldim bu parçaya. Normalde bir işle meşgulken radyoyu fark etmem bile ama anında dikkatimi çekti bu şarkî, günlerdir de dilimde dolanıp duruyor.

Bugün buldum parçayı. Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu seslendiriyor. 2006 yılında çıkmış ‘Geçmişten Geleceğe Yunus Emre’ albümünden…

Bir kulak verin derim;

Aşkından yanar yüreğim
Yandığım bana hoş gelir
Hakkı gerçek sevenlere
Cümle alem kardeş gelir

Bu dünya dopdolu kalleş
Her birinden bir taş gelir
Hakkı gerçek sevenlere
Cümle alem kardeş gelir

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Adımız Miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Cümle alem birdir bize

Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selam olsun

Derviş Yunus söyler sözü
Yaş doludur iki gözü
Bilmeyen ne bilsin bizi
Bilenlere selam olsun

Advertisements

Read Full Post »

Bismillah!

İnsanın neyi neyden, kimi kimden daha çok sevdiğini anlaması nasıl olur diye düşünürdüm.

Bir yolu olduğundan emin değildim aslına bakarsanız.

Ama varmış:

‘Seni sevgilinden uzaklaştıran ve alıkoyan şey, yüreğinde gerçekten yer edinmiş olandır.’ Sâdi-i Şîrâzî

Bostan’dan. Can alıcı bir cümle, değil mi?

**

Farkında mısınız bilmiyorum ama biz büyük küçük çok şeyden Allah için vaz geçiyoruz.

Bir düşünün; sabah geç uyanmaktan, bütün paramızı kendimize harcamaktan, dileğimizce gezip tozmaktan vs…

Bazı insanlar ise çok daha büyük şeylerden Allah için vaz geçiyorlar;

  • Ailelerinden –Nuh peygamber mesela, aleyhi esselam!
  • Aşklarından belki? -Yusuf  ile Züleyha’yı hatırlatıyor bu da bana, aleyhuma esselam!
  • Bütün mal varlıklarından -Hz. Ebubekir’in, aleyhi esselam, bütün malını infak etmesi ki ben hala idrak edemedim, bu nasıl kuvvetli bir imandır! 

Aslına bakarsanız, biraz daha üzerine gidince, ‘Müslümanım’ diyen birinin her şeyden Allah için vaz geçebilmesi gerekir diye düşünüyorum.

**

Şimdi bütün Müslümanların Allah için kendilerini her şeyden alıkoyabildiklerini düşünün.

Bu, canlarını bile İslam uğruna verebilmeleri anlamına gelir.

Ve bu ne demektir biliyor musunuz?

Dünyada bir tane bile aç insanın kalmaması demektir. Sizce de dünyada herkese yetecek kadar yiyecek yok mu?

Müslümanların ne mazlum, ne de zalim olmaları demektir ki bu varılabilecek son ve en üstün noktadır bana sorarsanız.

**

Demek istediğim, herkesin bir ‘sevgili’si vardır. Mutlaka vardır! Evladı, ailesi, malı, keyfi, canı…

Ve imanın şartlarını kabul etmiş birisi, yani bir Mü’min, Allah için bunlardan vaz geçebilmeli değil midir? –Sadi’nin sevgi anlayışını kabul edersek böyle.-

Yasmin Mogahed der ki, namaza ‘Allahu ekber(Allah en büyüktür)’ diyerek başlarsın. Yani Allah’tan daha önemli bir şey yok dersin. Ama namaz kılarken aklında, gereksiz bir sürü düşünce vardır. Madem Allah’ın büyüklüğünü kabul ediyorsun, nasıl oluyor da O’nun huzurundayken, O’ndan daha önemsiz şeylerle aklını meşgul ediyorsun?

Bahsettiğim durumu buna benzetiyorum işte.

**

‘Hakiki inanmışların Allah’a sevgisi (emirlerine itaat ve bağlılığı) ise daha kuvvetli ve içtendir. (O’na denk hiçbir sevgi beslemezler.)’ [Bakara 2:165]

Evlatlar bile;

Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ın zikrinden (ibadet ve itaatinden) oyalayıp alıkoymasın. Kim bunu yaparsa (onlar yüzünden Allah’ın zikrinden/kulluk görevlerinden gaflet ederse) işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.’ [Münafikun 63:9]

Ez cümle: Allah bize böyle kuvvetli iman nâsib etsin, ama bizi bunlarla imtihan etmesin. :) Âmin!

Vesselâm

Sâliha

Read Full Post »

Yazarken dinledim: Münir Nureddin Selçuk – Aziz İstanbul

**

Bismillah!

Bugünkü gezinin diğer kahramanı Beyza’ydı. :) Çılgın Çengelköy-Üsküdar gezisinin ilk cümlesinde geçen dost yani. :)

Biz Beyza’yla hiç normal bir şekilde gezemedik zaten. Misal;

Bir keresinde sırf otobüs boş gidiyor diye, dayanamayıp Üsküdar’a indik Ümraniye’den. Her şey bir anda oldu!

+Beyza bak boş 9ÜD!
-Binelim mi?!
+Binelimmm!

Sonrası zaten belli. Üsküdar’a gelip motora binmemek utanç sebebidir bizim için. Biz de Karaköy’e gittik. :) 15-20 dakika oturup geri döndük. Güya Ümraniye’de takılacaktık.

Sonuç: Artık gezi plan yapmıyoruz ;)

**

Bu sefer, yalnızca karşıya geçeceğimiz belliydi. Özetle; Ağa Kapısı’na, Süleymaniye’ye, Mercan Yokuşuna, Eminönü’ne, Yahya Efendi Mezarlığına ve Sinan Paşa Cami’sine gittik. Harita, güzergah ve gezdiğimiz noktalar aşağıda. :) –Özellikle ikinci resmin üzerine tıklarsanız yazıları daha net görebilirsiniz.-

genel harita

 

ayrıntılı harita

Beyza ve benimle ilgili bilmeniz gereken bir şey; tatil günlerinde bile sabahın nurunda buluşuruz. :) Bu sabah da 8.45’te buluştuk. Sonuç, gün bitmek bilmedi. :) –Maksat hâsıl oldu diyelim.-

**

Gezi boyunca ben aç kaldım, martılar doydu. Simit alıyorum yiyeceğim diye, motora bir biniyorum, martıları görünce dayanamıyoruz, başlıyoruz simidi martılara atmaya. Acayip de eğlenceli bir şeymiş bu arada, şiddetle tavsiye ederim! :)

DSC_0221

martı

Çocuklarla… :)

Yalnız martıları doyuracağım diye benim gibi çayı soğutmayın. :)

**

Sıra geldi Ağa Kapısı’na, Sülaymaniye Cami’sinin az aşağısında bir yer. Şerbetler falan var, ama benim için anlamı, manzarası. -Özellikle gece manzarası şahane!-

ağa kapısı
Biraz daha erken gelseymişiz siftahı bizle yapacaklarmış. :)

Biraz daha erken gelseymişiz siftahı bizle yapacaklarmış. :)

harita kahve

Kahveleri içtikten sonra şimdi nereye gitsek diye çıkardık benim haritayı, bir sonraki hedefe karar verdik, tabi ki Süleymaniye Cami ve ardından Mercan yokuşu. :) -Eminönü turu boyunca, harita elimdeydi diyebilirim.-

**

Süleymaniye’de türbenin olduğu kısma giremedik yalnız, kapalıymış. (Gezi boyunca hangi türbeye niyetlensek kapalı çıktı zaten.)

Camilerin şu pencerelerine bayılırım, kurul önüne, bütün gününü geçir orada!

cami

**

Sıra Mercan yokuşunda! Allah’ım! Bizi yorgunluktan öldüren kısım. Sonlara doğru Mısır Çarşısını (tanıdık bir yerler) gördüğümüzde mutluluktan uçuyorduk. :) Kendimizi Yeni Cami’ye attık, öğle namazı vakti idi zaten.

Mercan Yokuşu

Mercan Yokuşu

İlk defa Yeni Cami’nin üst katına çıktım bu arada.

Biz yine haritayı açtık, şimdi nereye gitsek diye bakıyoruz. :)

yeni cami

**

Yahya Efendi’ye gitmeye karar verdik. İskeleye gittiğimizde ise Beşiktaş’a otobüsle gidebileceğimiz söylendi. Biz Beşiktaş’a direk motor vardır diye düşünmüştük.

Yıkıldık. Ama bu bizi durdurur mu?

Tabiki hayır!

Hemen yeni bir fikir: Üsküdar’a geçelim, oradan Beşiktaş’a gidelim. İlla motora bineceğiz ya, otobüse binmek olmaz. :)

**

Her zaman motorun üst katına bineriz, bu sefer alt katın yan taraflarındaki yerlere oturduk. Yeni favorim oldu. Denizle arandaki engel daha az burada. Elini uzatsan değecek gibi!

motor

**

Böylece birkaç saat içinde iki kez kıta değiştirmiş olduk. :P Yaklaşık yarım saat sonra Beşiktaş’taydık. Yahya Efendi türbesine geldik.

Tabelalara bakınca aradığımız yeri bulmuş olmanın verdiği mutluluk, heyecan :))

Tabelalara bakınca aradığımız yeri bulmuş olmanın verdiği mutluluk, heyecan :))

Kanuni’nin süt kardeşi, Şeyh Yahya Efendi’nin türbesi de kapalıydı. Gerçi türbenin içine girmek için değil, ziyaret etmek için gitmiştik zaten. Ben, şahsen, selam vermek için giderim kabirlere, mezarlara. Cennette yanlarına gittiğimde beni tanısınlar diye giderim. O yüzden çok sıkıntı etmedik.

Orada Yahya Efendi mezarlığı varmış bir de. Ben İstanbul’da bu kadar huzurlu bir mekanda bulunmadım! Acayip bir yer. Bütün mezar taşları eski, etraf yeşil, kuş sesleri dışında bir ses yok, ziyadesiyle sakin… Huzuru mezarlıkta bulduk.

**

Buradan çıktıktan sonra Beyza’nın favorisi, iki tarafı ağaçlı yolda yürüdük. -Beyza’nın Yahya Efendi’ye gelme sebebi bu yolda yürümekti aslına bakarsanız. :D- Sohbet, muhabbet, otobüsle geldiğimiz yolu yürüyerek döndük.

çırağan

 

'Ağaçlı yol'un ilerisinde, kenarda kalmış şirin bir yokuş ve kafe.

‘Ağaçlı yol’un ilerisinde, kenarda kalmış şirin bir yokuş ve kafe.

**

Ve, son olarak (nihayet!) Sinan Paşa Cami’sindeyiz. Beşiktaş İskelesinin hemen karşısında. Benim favorilerimden. Mimar Sinan, Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’nın emriyle imar etmiş camiyi. Yalnız Sinan Paşa vefat ettiğinde cami hâlâ inşaat halinde olduğu için, Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Cami’sine defnedilmiş.

Sinan Paşa Cami resmen NEŞELİ! Rengarenk içi! Maviler, turuncular, çiçekler! Bayılıyorum! -Aşka geldim, yemin ediyorum.-

not: fotoğraf bana ait değil.

not: fotoğraf bana ait değil.

not: fotoğraf bana ait değil.

not: fotoğraf bana ait değil.

**

Son kez motora biniyoruz ve Üsküdar’a dönüyoruz. Hükümet Konağında bir işi hallettikten sonra pestilimiz çıkmış bir şekilde Ümraniye’deyiz. Başladığımız yerde…

Ez cümle: Gezi yazısı yazmak, gezmekten çok çok daha zor.

 

Vesselâm!

Sâliha

Read Full Post »