Feeds:
Posts
Comments

Archive for March, 2013

Selamlar!

 

Malumunuz bu hafta sonu YGS’ye girdim.

Çok daha iyi denemelerim olmuştu. Nasip.

 

Gelen tepkilerin bir kısmı ise işi daha da zorlaştırabiliyor. Sanırım bu, tesellilerden genellikle hoşlanmamamla ilgili bir durum. Şu anki durumdan bağımsız olarak söylüyorum; bir tesellinin bende işe yaraması için mantıklı, tutarlı, samimi ve hak edilmiş olması gerekiyor. Yani çoğu zaman kendi içimde, bana sunulan tesellileri çürütmüş oluyorum. :)

Aslına bakarsanız, gerçekten hâlim(iz)in anlaşılabileceğinden emin değilim. İnsanlardan bunu anlamalarını beklemiyorum da. (Yalan, bal gibi de bekliyorum.)

 

Biraz olsun ne hissettiğim(iz)i açıklamaya çalışayım;

Bir grup var, aman boş ver, senden değerli değil, diyor.

El-cevap: Aylardır, beni değerli kıldığını düşündüğüm şeylerden vazgeçip, bu sınav için hazırlandım ben. Sonuç olarak, ne ayırdığım vaktin tam karşılığını aldım puan olarak, ne de bu süre içerisinde kendimi değerli kılacak işlerle meşgul oldum. Haliyle, teselliniz reddedildi, üzgünüm.

 

Başka bir grup, sen mutlu olduğun sürece hiçbir şeyin önemi yok, diyor.

Ufak bir ayrıntı: Ben bu dünyaya kendimi mutlu etmeye gelmedim. Üzgünüm. Yıl boyunca bizimle birlikte çalışan, bizim için çalışan şahane hocalarımız ve ailelerimiz var. Kendim için üzüldüğümün tonlarca katı kadar, onlar için üzülüyorum. Beklentileri karşılayamamış diğer öğrenciler de bunun için üzülüyor, yani, en azından birkaçı. :)

İnsanları, özellikle sizin için çaba göstermiş insanları gururlandırmak kadar keyif veren bir şey olamaz. İnanın bana, onların ümitlerini boşa çıkarmak başlı başına travma sebebi. Bazıları için ise sorun, ‘boş ver’ demesini beklediği kişi tarafından azarlanmak.

 

Yeterince ya da çalışman gerektiği gibi çalışmamışsın demek ki diyen bir grup var.

Bu sınavın, en azından benim için, çalışmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Tamamen değil. Kesinlikle tamamen değil. Basiretim bağlanmış resmen sınavda. Bunu görebiliyorum şu an.

Son zamanlarda yaptığım denemelerden 20 net düşük yaptım sınavda. Bunu biri bana çalışmamakla izah etsin lütfen. Ben bunu ancak nasiple ve imtihanla izah edebiliyorum.

 

Hayırlısı buymuş, zamanında ben de çok ağladım ama şimdi görüyorum ki bir hayır varmış vs vs. diyenler…

Tabi ki öyle. Yani başından beri şunu düşünürüm: ‘Ölmeden önce, bu sınavı gerçekte kimin kazandığını bilemeyeceğiz.’

Ama bu, ağlamamak için bir sebep değil. Bunun üniversiteyi kazanmakla da tam olarak alakası yok. Bu hayal kırıklıklarıyla ilgili.

Hem insanları, hem kendinizi hayal kırıklığına uğrattığınızda, bundan dolayı mutlu olmayı bekleyemezsin. Yaşasın, bir yıl boyunca sanki çalışmamışım gibi bir net yaptım. Oley.

Yok böyle bir şey.

Tamam, üzüntüden kendimi harâb etmeme de gerek yok ama hiçbir şey olmamış gibi davranmamı da bekleyemezsiniz. En azından birkaç günlüğüne… :)

 

Tevekkül diyeceksiniz.

Tamam.

Zaten diyecek başka da bir şey yok. Bunda da var bir hayr, amenna ve saddakna.

Dünyanın sonu değil, telafi edilemeyecek kadar fena bir durumda da değilim zaten elhamdülillah. :) Bu yüzden önümüzdeki sınavlara iyi bir şekilde hazırlanmaya devam edeceğiz inşaAllah.

Ama bu, YGS veya ona dair herhangi bir şeyi hatırlamanın bana acı vermediği anlamına da gelmiyor, ehem. :)

 

Bir de, rica ediyorum LYS’den sonra nasıl geçti diye sormayın. Benim her halimden belli olur zaten nasıl geçtiği. :)

 

Bir sınav mağdurunun hissiyatını anlatmaya çalıştım sadece, umarım başarabilmişimdir. :)

Allah yüzümüzü kara çıkartmasın, âmin.

Vesselâm

Sâliha

Advertisements

Read Full Post »

Bugün taksit yatırmaya dershaneye gittim. Muhasebedeki abi bir keyifli, ama görmelisiniz. Şarkılar söylüyor, gülücükle saçıyor, acayip eğleniyor, acayip mutlu! MaşaAllah.

Ben de günün en somurtanı olarak sordum; ‘2 hafta sonra sınava girmeyeceğiniz için bu kadar neşelisiniz sanırım?’

Abi güldü tabi. Gülmeye yer arıyor zaten. :)

Bazen insan sebepsiz yere neşeli veya gergin olabilirmiş, öyle dedi.

Sonra, sana sınav konusunda altın değerinde birkaç şey söyleyeyim dedi, başladı anlatmaya.

Sınav, hayatta hiçbir şeyin sonu ya da başlangıcı değil, ben de girdim o sınava dedi. Bir ablam var, sınavda çok iyi bir derece yaptı, biyolog oldu, şimdi işsiz, dedi.

Bizim muhasebeci abi de lisede sözel öğrencisi olmasına rağmen, çalışmış, TM’den işletme kazanabilmiş, ama 2 yıllık tabi. Pes etmemiş, açıköğretimden devam etmiş. 3. senesini bitirmiş, şimdi 4. senesini okuyormuş. Bir yandan da bizim dershanede çalışıyor tabi.

**

Abi mutlu. Abi istediği işi yapıyor. Abi diyor ki, önemli olan hayatta ne istediğini bilmen, hayat felsefini kurman, hayatta kendine bir yol çizmen ve bu yol için çalışman. Çalıştıktan sonra zaten başarırsın…

…diyor abi.

Abinin sözleri beni etkiliyor mu? Evet. Moralim düzeliyor mu? Evet.

Ne kadar sürüyor peki? 15 dakika.

Neden? Çünkü eve varıyorum ve yapmam gereken işlerle yüzleşiyorum.

**

Ama abinin bana öğrettiği şey şu; 15 dakikalığına da olsa, güleryüzünüz başka bir insanı keyiflendirebilir. Duaya veya başka birçok şeye vesile olabilir.

Peki sorun bana bir, ‘deniyor musun gülümsemeyi?’ diye.

Yarın başlayacağım inşaAllah. :)

Vesselâm,

Sâliha

Hâmiş: Bugün ak sakallı, masmavi gözlü bir amca gördüm. Ben hayatımda ilk defa gözlerinin içi böylesine gülen bir adam gördüm. Olağanüstü bir şey. O yüz ifadesine bakıp da, amcanın tebessümüne karşılık vermemeniz imkansız!

Allah o amcaya hayırlı, sağlıklı uzun bir ömür ve iki cihan saadeti versin. Âmin.

Bir de, cennette köşküme misafirliğe gelsin, sırrını anlatsın, tanışalım. Bi iznillah!

Read Full Post »

Malumunuz 12.sınıf öğrencisiyim, lise son. Üniversiteye hazırlanıyoruz.

İlk sınav YGS, 24 Mart’ta. Doğum günümden 3 gün, abimin askerden gelmesinden 2 gün sonra.

Ziyadesiyle heyecanlı bir hafta anlayacağınız. :)

**

Dün, sağolsun rehber hocamız sınav gününü anlattı ve sınıfça sınav kaygısını her zerremizde hissettik. :) Herkes gerilmiş, hocayı dinliyor. Çılgın bir dersti. :)

Sınava 3 hafta kala idrak edebildik gerçekten sınava gireceğimizi.

**

Bunalıma eğilimliyim, bunu rahatça söyleyebilirim sanırım. Bu yüzden sınavdan mutlu çıkmam gerek. :) Nasıl geçerse geçsin!

Sınavdan çıkıncaki ruh halime göre, bir kaç ‘backup plan’ hazırlayayım dedim, mutlu olmak için yani. :)

1. Güzel mailler, mesajlar görmek istiyorum. Telefonu kapatanlardan olur muyum bilmiyorum. Ama maillerime kesin bakarım gibime geliyor. :)

2. Üsküdar Hancı Kafe’de, her zamanki masamda Türk kahvesi. Balıkçıları izleme eşliğinde. :)

3. Abimlerle takılmaca. Bulmuşken… :) Counter olur, bowling olur, sinema olur…

4. Düzce ziyareti. Normalde tek başıma şehir dışına çıkamadığımdan, işi gücü olmayan bir abinin kıymetini iyi bilirim. :P Fırsattan istifade ben de yeğen severim ^^ (Hâmiş: Mutlu bir bebekle meşgul olmak kadar stresi alan bir şey yok. Bunu bilir, bunu söylerim.)

Duruma göre, Amasra’yı falan merak ediyorum, oralara gidebiliriz belki. (Abarttım mı ne?)

Bir de, içimden bir ses kendi kendime gelin güvey olduğumu söylüyor ama, sınavdan çıkmış kız da reddedilmez ki şimdi yea. :)

Resmen olağanüstü hâl ilan edeceğim evde bu gidişle…

5. Eyüp, Eyüp, Eyüp! Ziyaretler…

**

Sınav üzerine söylenecek birkaç söz var. Yıl boyunca yaptıklarımla çelişir mi bilmiyorum ama, şöyle bir şey var;

Nihayetinde, diyelim ki 160 net, 500 tam puan yaptım. Cenneti garantiledim mi? Hayır. Allah rızasını garantiledim mi? Hayır. Ölüm var mı? Evet. (Garantilemiş olmam, ama ‘halis niyetle, hakkıyla çalışmış birinden de Allah razı olsun’ derim. :)

Ya da barajı aşamadım diyelim. Bu cehenneme gideceğim anlamına mı geliyor? Bilmiyoruz.

Dünya’da maksimum kaç yıl yaşayabilirim? 90? Bunun yaklaşık 18’ini zaten yaşadım. Geriye kalan 72 yılda okuyacağım bölüm ve üniversite son derece önemli, kabul. Ama hangisinin bizim için hayırlı olduğunu zaten bilemiyoruz ki.  (Bakara 216)

Şöyle bir şey var, 72 yıl buradaysak, sonsuz yıl oradayız. Demek istediğim, olay; okurken, mezun olduğunda, çalıştığında, yaşlandığında ne hissettiğin ya da duyduğun pişmanlık değil. Olay, öldüğün andan itibaren başlıyor zaten.

Yani bu dünyada bir şey için pişman olmak biraz anlamsız. Pişman olmak ne kadar anlamsızsa, sevinmek de o kadar anlamsız oluyor gerçi bu durumda. Sıkıntılı bir durum. :)

İşin içinden çıkamayıp, duaya bağlıyorum;

Allah bize zihin açıklığı versin, sınavlarımızdan kısa, uzun ve çok uzun vadede bizi huzurlu, memnun ve mutlu edecek sonuçlar versin. Âmin. Bildiğimiz yerlerden çıksın. :) En gönlümüzden geçen, güzel sonuçları alalım, ama bunu hak edelim. Âmin.

Sınavda çıkan toprak solucanının iç organları da olsa, ilahi kitapların nüzûl sırası da olsa, karıncanın prizma üzerinde en kısa gideceği yol da olsa, bunlara vakit ayırdıysak bir kere, bunların ilmiyle de hayırlısıyla amel edelim. Âmin.

Sınavdan mutlu, huzurlu çıkalım. Yapabileceğimizin en iyisini yapalım. Allah’ın yardımını da hissedelim, sonra şükredelim. :) Âmin.

Sınava hakkıyla hazırlanıp, eksiksiz bir tevekkül ile sınava girelim. Âmin.

Bir de hayırlısıyla şu bölümlerimize ve alanlarımıza karar verelim. En kaliteli üniversitelerde, en kaliteli eğitimleri alıp, alanlarımızın en iyileri olalım. Bununla da ümmete ve âleme hizmet edelim. Âmin. 

Vesselâm ;)

Sâliha

Read Full Post »